Blog
IMG_0874

Eskişehir

Eşkişehir gezmeyi çok istediğim şehirlerin başında geliyordu. hem mesafesi açısından bize çok yakın, hem de ulaşımının kolay olması açısından burayı tercih etmek istedik. Diğer bir nedeni ise yakın arkadaşım olan Ayça’yı ziyaret etmek istememdi.  Biz iki arkadaş gitmek fırsatı bulduk bu şehre. Gezmek için Ayça’dan yardım istedik, o da bizi kırmadı. Ben de daha önceden araştırmalar yaptım tabii, böylelikle beraberce günü planladık. 

O gün geldi ve biz yola çıktık. Biz İzmit’ten trenle gitmeyi tercih ettik. 8:20’deydi trenimiz. Yolculuğumuz tam 1 saat 40 dakika sürdü. 10:00’da Eskişerih’e varmıştık. Arkadaşımın dershanesi öğleden sonra biteceği için o saate kadar zaman kazanmak amacıyla Odunpazarı’nı dolaşmaya karar verdik. Belki de Eskişehir’in en merak ettiğim, fotoğraflarına aşık olduğum yeriydi. Tramvay için küçük bir büfeden tek basımlık es-kart aldık. Eskişehirde heryere ulaşım neredeyse tramvaylarla sağlanıyor. Farklı yerlere giden bir çok tramvay ağı mevcut. Ulaşım İstanbul’dan sonra aşırı rahat geliyor, trafik derdi yok,heryer birbirine yakın olduğu için ulaşım süreleri ortalama olarak kısa.

IMG_0796

Neyse bindikten kısa bir süre sonra Odunpazarı’nda indik. Buranın da kısa bir hikayesi varmış. Kente ilk gelenler, Şarhöyük, Porsuk kenarı ve Odunpazarı’na ciğer asıyorlar. Hangi kentteki ciğer en son çürürse ona yerleşmeye karar vereceklerini düşünürler. Çünkü bu oranın havasının en temiz olduğuna işaret edecekti. Halkın, bölgedeki ağaçları kesip geçimlerini odun satarak sağlamasından dolayı bölge odunpazarı ismini alıyor. Daha sonraları Osmanlı Dönemi zenginleri, bu bölgeye odundan evler inşaa ettiriyor. Böylelikle odunpazarı bu günkü görüntüsüne yakın bir hal alıyor. Günümüzde çoğu ev turistler tarafından ziyaret edildiği için gerçeğine uygun bir şekilde restore edilmiş. Burada yaklaşık iki saat boyunca gezerek bol bol fotoğraf çektik.

IMG_0918

IMG_0932

IMG_0952

Bu bölgede sadece odunpazarı evleri yer almıyor.  Bu bölgede yer alan tarihi ve gezilecek yerler ise: Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Eskişehir Balmumu Müzesi, Şelale Park, Osmanlı Evi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi şeklinde sıralanabilir. Biz arkadaşımızı bekletmemek için bunların bir kısmını gezemedik, bir sonraki gezimize sakladık. Lületaşı müzesini gezme fırsatı bulduk, kendime hatıra olarak küçük bir kolye bile aldım. Küpeler, kolyeler, tablolar, tesbihler aklınıza gelebilcek birçok şeyin lületaşıyla yapılmış hali burada mevcut ve hepsi birbirinden güzeller. Hepsi el yapımı ve yerli halk için tüm bunların çok değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz.

IMG_0829

IMG_0826

Odunpazarından ayrılma vakti gelmişti. Akşam treniyle döneceğimiz için zamanımız kısıtlıydı. Sırada Sazova Parkı vardı. Ayça’yla tramvayda buluştuk. İndiğimiz yerden bir dolmuşa bindik ve Sazova Bilim Sanat ve Kültür Parkı’nda indik. Kapısından girdiğinizde Eskişehir Sualtı Dünyası tabelaları bizi karşıladı. Girişin 2 lira gibi cüzzi bir ücreti var. Edindiğimiz bilgilere göre Eskişehir Eti Sualtı Dünyası’nda; 84 farklı türden toplam 2150 adet balık yaşıyor. Akvaryumda Kuzey Ege, Kızıldeniz, Atlas Okyanusu, Amazon Nehri ve Güney Amerika gölleri gibi dünyanın farklı noktalarından getirilen birçok türden balık bulunuyor.

IMG_1009

IMG_1001

IMG_1003

Sualtı Dünyası’ndan çıkıp Şato’nun yolunu tuttuk. Şatodaki her bir kulenin farklı bir anlamı varmış. Türkiye’deki farklı mimarilerden esinlenerek, hepsinden bir parça içerecek şekilde tasarlanmış. Şatonun Disney’i andıran görüntüsü, en çok da çocukların ilgilisini çekiyor.

IMG_1050

IMG_1037

Son olarak tekrar merkeze geçtik. Eskişehire gelip gondola binmeden dönmek istemiyorduk tabiki. Gondola 4 kişilik gruplar halinde alıyorlardı. Yaklaşık üç dört grup bekledikten sonra bize sıra geldi. Gezi toplamda on beş dakika civarında sürüyor, açıkcası ben daha uzun olmasını beklemiştim. Yine de çok keyifliydi. Porsuk çayının bir çok fotoğrafını çektikten sonra planladığımız gezimizi tamamlamış, biraz da acıkmıştık.

IMG_1136

IMG_1144

IMG_1134

Yemeğimizi yedikten Ayça bizi çok sevdiği bir şarap evine götürmek istedi. Sensus şarap evinne gittik, orada hem dinlendik hem de oraya has olan kendilerinin ürettikleri şaraptan içtik.

 IMG_1172

Keyfimizi de yaptıktan sonra trenimizin saati yaklaşmıştı. İstemeyerek de olsa dönüş yolunu tuttuk. Siz de haftasonunuzu bir şehir keşfederek değerlendirmek isterseniz eskişehiri listenizin başlarına taşımanızı şiddetle tavsiye ederim.

Yorum

  1. AYLİN
    28 Mayıs 2016 - Cevapla

    Bu güzel yazınız için sizi tebrik eder, bol keşifli günler dilerim…

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır.